Vampirler Hakkında Bilgiler!Bir Tür Hastalık Mı?


Porfirya (“vampir” veya “Drakula” hastalığı olarak da adlandırılır) adı verilen nadir bir hastalık, güneş ışığına karşı aşırı hassasiyet gibi vampir benzeri semptomlara neden olur. Aşırı durumlarda, dişler kırmızımsı kahverengi lekeli olabilir ve sonunda hasta çıldırılabilir. Kan pigmenti hemoglobinin anormal metabolize olması nedeniyle meydana gelen nadir bir kalıtsal hastalıktır. Porfirinler idrarla vücuttan atılır; diğer semptomlar arasında ruhsal rahatsızlıklar ve cildin ışığa karşı aşırı hassaslığı bulunur.

Vampir efsaneleri, aynı zamanda Kazıklı Voyvoda (c. 1431-1476) olarak da bilinen Eflak Beyliği Voyvodası Vlad’a dayanmakta olabilir. İnsanların kafalarına şapka çivilemek, canlı canlı derisini yüzmek ve kazıklara oturtmak gibi vahşice davranışları vardı. Ayrıca, düşmanlarının kanına ekmek doğrayarak yemeyi severdi. Vlad ismi, tarihte Dracula olarak tanımlanan ejderha veya Dracula’nın oğlu anlamına gelir. Kazıklı Voyvoda Vlad’ın 1476’da öldürülmesine rağmen, mezarının boş olduğu bildirilmiştir.

En ünlü “gerçek vampirlerden” biri, kızlara işkence ederken, gençlik ve güzelliğini korumak için kanlarıyla yıkanmakla ve ısırmakla suçlanan Kontes Elizabeth Bathory (1560-1614) idi. Söylentilere göre çok çekici bir kadındı.

Birçok akademisyen, “vampir” kelimesinin Macarca vampir kelimesinden ya da Ural Altay Türkçe’sinde “upior”, “upper”, “ubir” ve “upyr” kelimelerinden gelmektedir. Bu kelimeler yaşamı emerek hayatta kalan bir varlığı anlatmak için kullanılmaktadır. Nosferatu kelimesinin ise Yunanca “veba taşıyan” anlamındaki “nosoforos” sözcüğünden türediğini söylemektedirler. Aynı zamanda Sırplar arasında “Bamiiup” veya Hırvatça “Pirati” kelimeleri de vampir’i ifade etmektedir. Farklı kültürlerde “vampir” için kullanılan birçok terim vardır bu da Vampirlerin insanların zihnine farklı kelimelerle de olsa girdiğini göstermektedir.

Hem vampirler hem de zombiler genellikle “ölümsüz”olsalar da, ortaya çıktıkları mitolojiye bağlı olarak aralarında farklılıklar vardır. Örneğin, zombiler vampirlerden daha düşük bir zekaya sahiptirler, kandan ziyade beyin ve insan etini tercih ederler, sarımsaklara karşı bağışıktırlar, büyük olasılıkla aynada yansımaları vardır, büyük ölçüde Afrika mitine dayanırlar, çürüyen kaslar nedeniyle daha yavaş hareket ederler, kiliseye girebilir ve ateş veya güneş ışığından korkmazlar

Bir vampirin sözde hayvan dünyasında kontrolü vardır ve yarasa, sıçan, baykuş, güve, tilki veya kurt haline dönüşebilir.

2009 yılında, altıncı yüzyıldan kalma ağzına bir taş sıkıştırılmış bir kadın kafatası, vebadan ölenlerin kalıntılarının yakınında bulundu. O yüzyılda, şüpheli bir vampirin, vebalıların bedenlerinden beslemesini veya yaşayanlara saldırmasını önlemek için ağzına bir kaya veya tuğla sıkıştırmak sıkça yapılan bir şeydi. Bu kadın vampirler, sık sık Avrupa genelinde hıyarcıklı veba salgınına neden olmakla suçlanıyorlardı.

Birkaç efsaneye göre, eğer birisi şüpheli bir vampir tarafından ısırıldıysa, yanmış bir vampirin küllerini içmelidir. Bir saldırıyı önlemek için ise, bir kişi vampirin kanıyla ekmek yapmalı ve onu yemelidir.

Geleneksel vampir kovucu olan Sarımsak, 2.000 yıldan fazla bir süredir korunma şekli olarak kullanılmıştır. Eski Mısırlılar, sarımsakların Tanrı’dan bir armağan olduğuna inandılar, Romalı askerler onlara cesaret verdiklerini düşündüler, denizciler onları karaya oturmaktan koruduklarına inandılar ve Alman madenciler, yeraltına girdiklerinde onları kötü ruhlardan koruduklarına inandılar. Çeşitli kültürlerde, gelinler, koruma amacıyla giysilerinin altında sarımsak taşıdılar ve insanları çok çeşitli hastalıklardan korumak için sarımsak kullanıldı. Günümüzün bilim adamları, sarımsakta bulunan Allisin’in, çok etkili bir antibiyotik olduğunu buldular.


Like it? Share with your friends!

Beyza Kozcu

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir